Bebeklerin En Güçlü Duyusu Nedir?

Benim buna cevabım kesinlikle dokunma duyusu olurdu! Bebeklerin dokunma duyusu güçlü olduğu kadar duygusal ve nörolojik gelişimlerini  desteklemesi acısından da çok önemlidir!

Bugünlerde bebek masajının cok gündemde olma ve bununla ilgili kursların  düzenlenmesi, kitapların yazılması da bazılarının sandığının aksine zırvalık  ya da  sadece kolik sancısına iyi gelmesi değildir.  Bugün biliyoruz ki bebeklerinize güvenli ve sevgi dolu dokunuş onun kendisini yabancısı olduğu ve yeni tanıştığı dünyada güvende hissetmesi için çok önemlidir! Zaten moro  denilen ve bebeğinizin kollarından çekip geri bıraktığınızda irkilme pozisyonuna gelmesiyle tarif edebileceğim refleks de bunun kanıtıdır. Uterusun sıcak ve güven dolu ortamını terk eden bebeğin çevresine karşı sürekli alert ve güvensiz hissettiğinin de bir kanıtı olan bu refleks 6 ayı civarında kaybolmaktadır.

Yavru fareler üzerinde yapılan  bir hayvan deneyinin çarpıcı sonucu da dokunmanın önemini ortaya koymaktadır.  Anne farenin daha az yaladığı ve daha az ilgi gösterdiği yavru fareler daha ürkek ve çekingen oluyordu.

Behcet Uz Çocuk Hastanesi’nde asistanlık yıllarında benzer durumu  kimsesiz yenidoğanlarda bizzat deneyimleme olanağım olmuştu benim de. Hastanemize o yıllarda yenidoğmus ve sokakta bırakılmış bebekler de getirilmekte idi. Her türlü tıbbi desteğin  yenidoğan ünitemizde  verildiği bu bebekler gerekli prosedürlerin tamamlanmasına ve yuvaya verilmesine kadar geçen süreçte bizim misafirimiz olurdu.Bu bebeklerin anneleri olan bebeklerden farklı olduğunu anlamakta bir süre sonra zorlanmaz olmuştum. Anneleri olan bebekler  mama saatleri ya da  emzirme saatleri geldiğinde bütün servisi ayağa kaldıracak kadar şamatacı ve   talepkarken , terk edilmiş olan kimsesiz bebekler mama saatlerinde bile suskun ve itaatkar  idiler. Anneleri tarafından dokunulmamış olmanın yanısıra annenin muhtemelen stres dolu gebelik sürecinin de bunda etkili olduğunu düşünüyorum. Ağrı Çocuk Hastanesi’ndeki yıllarımda ise bu gözlemimi test etme şansı buldum. Prosedürlerden dolayı uzun süre (sanırım 3 aydı) hastanemizde kalması gereken  ve yol kenarında bulunan Eylül bebeği hiç unutmam hala.Başlarda duygusuz, mutsuz ve itaatkardı o da! Ama bir süre sonra  sevimliliği ile hemşirelerin maskotu olmuştu. Hemşire ablalarının ona  annesi gibi şefkat ve ilgi gösterdiklerini hatta en ufak bir boşlukta Eylül bebeği kucaklarına alıp stres topu gibi sevdiklerini, cicili bicili kıyafetler satın aldıklarını, nöbet değişimlerinde birbirlerine emanet ettiklerini hatırlarım. Bir süre sonra Eylül bebek de anneleri olan bebeklerden olmuştu. Mama saatlerinde sabırsız, şımarık ve şamatacı idi artık .Yani bebek gibi, ama mutlu bir bebek gibi…

Uzun lafın kısası bebeğinizi şefkat ve sevgi dolu dokunuşunuzdan mahrum bırakmayın. Unutmayın ki böyle bebekler gelecekte de daha özgüvenli çocuklar oluyorlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.