2. Dünya Savaşının Kaderini Değiştiren Penisilinin Keşfi Miydi?

Antibiyotikler gereksiz kullanıldığı zaman sindirim sistemimizde yabancı ajanlara karşı bariyer vazifesi gören dost bakterilerimizi yani mikrobiyatamızı da yok etmektedir. Ancak şu da bir gerçektir ki  bundan 100 yıl öncesine kadar milyonlarca insan antibiyotik ile tedavi edilebilecek salgınlarda ölmekte idi. (Bir zamanlar padişahlar bile tifus gibi penisilinle tedavi edilebilecek hastalıklarından ölürken imparatorlukların kaderi değişmekte idi. Misal, Kösem Sultan’ın Sultan Ahmed’i!)

Ancak antibiyotiklerin keşfi oldukça yenidir. Hatta 2. Dünya savaşı yıllarına gelindiğinde  sadece  Almanya’nın elinde antibiyotik vardı. O da Sulfasalazin’di. Ancak fabrika, Almanya’nın işgali altında olan Çekoslovakya’daydı ve müttefiklerin bombardımanı ile fabrika kullanılamaz hale gelmişti.

Alexander Fleming ise penisilini bir tesadüf sonucunda 1920 de  Londra’da çalıştığı hastanede keşfetmişti, üretebilecek ne maddi güce ne de teknolojiye sahipti. Üretilecek şekle getirilmesinde ise kendisine ileriki yıllarda 2 bilim adamı yardımcı olacaktı. İlk üretim ABD’de 2. dünya savaşının sonlarına doğru ancak gerçekleşebildi. O dönemde çok pahalı olan üretim imkanları nedeni ile penisilin mücevher değerindeydi ve sadece cephede savaşan müttefik askerler için kullanılabiliyordu ki bu mucize ilaç milyonlarca müttefik askerinin hayatını kurtaracaktı.

Evet belki de 2. dünya savaşının kaderini değiştiren aslında bilim ve Penisilin’in keşfiydi!!!

Ancak daha da ilginç olanı penisilin İngiltere’de keşfedildiği halde üretime ilk geçen  ve patentini alan ABD olduğu için ticari sefasını da sürecek ülkenin ABD olmasıydı!

(Bu güzel ve ilginç  anekdotu için Dr. Ateş Kara’ya teşekkürler.)

2 yorum

  1. Altan Sönmez Yanıtla

    Doktor hanım, gereksiz antibiyotik çocuklara çok yazıldığını düşünüyorum. Ancak ihtiyaç olduğunda hayati önemi olduğunu bizzat kardeşimden biliyorum.Şu anda erişkin olan erkek kardeşimin kalp kapağındaki sorunu çocukluk çağında geçirdiği boğaz enfeksiyonundan kaynaklanıyormuş. O dönemde antibiyotik kullanmadığı için mikrop kalbi tutmuş. Bunada dikkat çekmek istedim. yazınızdaki tarihi bilgiyi ilgiyle okudum, teşekkürler.

    • Ebru AKAR Yanıtla

      Evet Altan bey haklısınız ve güzel bir konuya dikkat çekmişsiniz. Ne yazık ki antibiyotik kullanımında Avrupa’da başı çeken bir ülkeyiz.Ancak antibiyotiğin doğru kullanımında ise hayati değeri tartışılmaz olabilmekte. Dolayısıyla akılcı antibiyotik kullanımı çok önemli!!!. Kardeşinizin başına gelen talihsiz bir öykü. Ki bu talihsiz öykü bugün erişkin yaşta kalp kapak hastalığı sahibi pekçok insanın da öyküsü. Akut Romatizmal Ateş dediğimiz ve penisilin kullanılmış olsa önlenebilecek bir kalp hastalığı söz ettiğiniz. temeli ise çocukluk döneminde geçirdiği basit bir boğaz enfeksiyonu ile atılmış muhtemelen.Çocuklarda 5-15 yaş arasında geçirilen boğaz enfeksiyonu etkeninin beta hemolitik Streptekok (halk arasında beta mikrobu olarak bilinir.)olması sonucunda gelişebiliyor. beta mikrobuna karşı vücudun ürettiği antikorlar kalp dokusuna tutunup kalp kapaklarında tahribat meydan getiren süreci başlatıyor(Eklemleri de tutabiliyor,ama kalıcı değil, kalpteki ise kalıcıdır). Oysa penisilin tedavisi boğaz enfeksiyonu sırasında verilmiş olsa böyle bir sonuç olmuyor. Ancak asıl vurgulamak istediğim boğaz enfeksiyonlarının çoğu (%70) viraldir. O yüzden antibiyotik tedavisi gerektirmez. %30’dan az bir kısmı ise bakteriyeldir. Eğer ki etken bakteri ise %99 beta mikrobudur ve Penisilin tedavisi gerektirir. Dolayısı ile antibiyotiğe en doğru karar vermenin yolu boğaz kültürüdür!!!Böylece gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçebileceğimiz gibi , antibiyotik kullanımına doğru şekilde karar verip ileride bazı kalp hastalıklarının gelişmesini de önleyebiliriz. Önemli katkınız için teşekkürler!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.