Kadifekale’nin Çocukları ve İsveçli Çocuklar-Sütteki Proteini Hiç Küçümsemeyin!!!

 

Bu hafta Kadifekale’nin arka sokaklarındaydık İzmir Büyükşehir Belediyesinin Süt Kuzusu Kampanyası için. Bu projenin bir ucundan doktor olarak tutmanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladım bu vesileyle. Tabi Trip advisor’da İzmir’de görülmesi gereken ilk 3 yerden birini ziyaret edebilmek de ayrı bir keyif oldu benim için.

Tıp fakültesi yıllarından itibaren çocukta  büyüme gelişme konusu her açıldığında  İsveçli çocuklar ve onların son 100 yılda sonsuza doğru giden boy çizelgesi gelirdi gözümüzün önüne ve gündemine.  Onların nesilleri  beslenmeden maksimum faydayı sağlamışlardı ki buna yüzyılın eğilimi deniyordu. Tabi ardından Türk çocuklarının bodurluğu dile gelirdi.

Büyükşehir Belediyesi son 7 yıldır Tire ‘deki koopereatiflerden aldığı sütü İzmir’deki bütün 1-5 yaş arasındak çocuklara ücretsiz olarak dağıtıyor. Çocuk başına ayda 8L  süt düşüyor.Sanırım bu projenin çıkış noktası köylüye ve hayvancılığa destek olmaktı (ki Tire’deki kooperatiflere ayda yaklaşık 4 milion türk lirası ödeniyor bu hizmet karşılığında ). Ancak burada beni asıl ilgilendiren nokta kaliteli proteinin gelişim çağındaki çocukta  hedef boya yaptığı katkıdan çok beyin gelişimine yaptığı katkı. 2 yıl önce Türk Pediatri kongresinde Yankı Yazgan çarpıcı bir çalışmanın sonuçlarını sunmuştu. Bir ailenin  gelirinde günlük sadece 1 dolarlık artış çocukların MR ile tespit edilen beyin korteks kalınlığında logoritmik  artış sağlıyordu. Ben bu sonucun ancak 1 dolarlık artışın beslenme şartlarına yaptığı katkı ile açıklanabileceğini düşünmüştüm. Ülkemizde asgari ücret ve altında yaşayan aile saysını dikkate alacak olursak bu projenin öneminin ileriki yıllarda ortaya çıkacağını düşünüyorum İzmir adına. Domuz etinin yenmediği  müslüman bir ülkede tavuk  etine karşı başlatılan propagandanın ise İpek hanım’ın çiftliğinde tüm Türkiye’ye yetecek kadar organik tarım yapıldığına inanacak kadar saf ve bir o kadar da ülke gerçeklerinden bihaber kişilerce yapıldığını ve ülkenin  yoksul çocuklarına yapılabilecek en büyük kötülük  olduğunu düşünüyorum.

Kadifekale’nin çocuklarına gelecek olursak İzmir’in Harlemi denilebilecek, ancak muhteşem İzmir manzarasına bakan eski dökük evlerin ve dar sokakların olduğu semtlerinde mahalle kültürünün son  şanslı çocukları olduklarını bilmeden mutluluk içerisinde oynuyorlar ve sütlerini içiyorlar. (Mardinli anneleri öğleden sonra bütün İzmir’e pazarlanacak ve Trip advisorda İsveçli turiste de tavsiye edilecek olan midye dolmalarını hazırlarken…)

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.